Labraunda

Tour_of_the_ruins_eng.html
 

Ören yerinde küçük bir gezinti

    Ören yerinde gezintiye giriş alanından başlıyoruz. Burada iki giriş binası (Güney Propylon – no. 1 ile Doğu Propylon – no. 4) ve aralarında olasılıkla çeşme olan Dorik Bina (no. 2) bulunuyor. Bu bölümde ayrıca Doğu Hamamı ve Bizans Kilisesi (no. 3) ile kilisenin güneydoğusunda henüz kazılmamış Hipostil Yapı (no. 5) yer alıyor. Kutsal alana girdiğiniz Güney Propylonun tam karşısında 7 metre yüksekliğinde bir duvar (no. 6) var. Bu duvardaki üç açıklık arkadaki üç tane uzunlamasına dikdörtgen mekâna açılıyor. Bu duvarın da solunda üst katlara erişimi sağlayan 12 metre genişliğindeki törensel merdivenler var.

Burada kısaca tarif edeceğimiz gezi güzergâhı, vakti az olan veya yalnızca önemli birkaç yapıya odaklanmak isteyen ziyaretçiler için uygundur. Burada verilen yapı numaraları, ören yeri haritasından rahatlıkla izlenebilir. Ancak ayrıntılı şekilde her bir yapıyı incelemek isteyenler için Anıtlar başlıklı bir sonraki sayfa hazırlanmıştır.

Yolun yakınında bir arı kovanı kulesi. Yakın zamanlarda inşa edilen bu kuleler arı kovanlarını ayılardan koruyordu.

>>Tour_of_the_ruins_eng.htmlshapeimage_3_link_0

Doğu ucunun yüksek istinat duvarını yoldan da görebilirsiniz. Girişten 150 metre mesafede olan bu kısma belki en iyi şekilde doğrudan yoldan tırmanarak ulaşabilirsiniz. Stadionun her iki ucunda da yarış başlama blokları korunmuş durumda ama hemen hepsi alt üst olduğundan onları tanımak pek de kolay değil. Ancak burası Anadolu’da her iki ucunda da yarış başlama blokları ele geçen tek stadion örneğidir. Başlama blokları arasındaki mesafe 170 metreden biraz fazladır ama bloklar asıl yerlerinde bulunmadığından bu mesafe yaklaşık bir değerdir.


    Ana yola geri dönüp, 100 metre kadar daha batıya giderseniz, yolun solunda, bir metre yüksekliğinde bir duvarın ardında, büyük gnays bloklarla döşenmiş, 8 metre genişliğindeki Antik Kutsal Yolun (no. 23) en iyi korunmuş kısmını görebilirsiniz. Coğrafyacı Strabon’a göre Mylasa kentinden gelen kutsal geçit alayları bu yolu kullanıyordu.


    Milas yolunun yakın çevresinde keşfedilen pınar çeşmeleri, kaya mezarları ve beş kale için ziyaretçilerimizin website’tamızdaki ilgili bölümlere (no. 24–26) bakmasını rica ediyoruz.

Propylon Alanının kuzey duvarının (no. 6) güneyden görünüşü.

    Merdivenlerden çıktıktan sonra turumuza orta teras ile yani Andron B terasıyla devam ediyoruz. Bu teras kuzeyde ortasında üç kısa sütunlu cepheye sahip bir çeşmenin (no. 11) bulunduğu bir istinat duvarıyla sınırlıdır. Bu terasın batı ucunda kutsal şölenlerde ritüel ziyafetler için kullanılan Andron B (no. 7) denen yapı yer alıyor. Andron B’nin aşağısında, sol tarafta Andron C (no. 8) dediğimiz ve işlevi bilinmeyen yapı ile MS 2. ila 4. yüzyıllara ait Güney Hamamının (no. 9) henüz kazılmamış kalıntıları yer alıyor. Andron B’nin sağ tarafındaki birkaç basamakla andronun kuzeyinde, şimdi depo olarak kullanılan bir dizi odadan oluşan Teras Eve (no. 10) giden bir geçide ulaşılıyor. Daha da batıda, Teras Evin cephesinin ucundaki 1960’larda inşa edilmiş dar basamaklarla Andron A ve Tapınak Terasındaki diğer yapılara erişiliyor.

Andron B’nin doğudan görünüşü. İki sütun tamburu ön cephenin konumunu belirliyor.Korunmuş haldeki pencere giriş cephesi duvarının sol kısmında yer alıyor.

   En üst terasa devam etmeden önce geriye dönüp, Andron B’nin 100 metre kadar doğusuna gidip kutsal alanın en doğusunda yer alan Doğu Stoaya (no. 12) bakmanızı öneririz. Bu stoa 17 sütunlu bir cepheye ve bu cephenin gerisinde önemli misafirlerin ziyafetler sırasında ağırlandığı 6 büyük ziyafet salonuna sahip.


    Doğu Stoadan Andron B’ye doğru geri gelirken, Tapınak Terasına en iyi, Andron B’nin kuzeydoğusundaki Çeşme Terasının (no. 13) doğu ucundan çıkılır. Çeşme Terasında, Roma döneminden iki katlı bir stoanın (no. 13) güney cephesine ait gnays sütunlar dizisi göreceksiniz. Bu terasın arka tarafında 2 metre yüksekliğindeki Tapınak Terası istinat duvarı uzanıyor. Yamaca tırmanmaya devam edince Tapınak Terasının doğu ucuna ulaşacaksınız. Burada muhtemelen ilk tapınağın terasına giriş vardı. Tapınak Terasına girmeden önce birkaç adım kuzeye doğru ilerleyip berrak suyun kaynadığı küçük pınar-çeşmesini (no. 14) görebilirsiniz.

Bu pınar büyük bir yarık kayanın altından kaynıyor ve muhtemelen de Yunancaya Zeus olarak geçen Karya gök tanrısı kültünün kurulmasına da esin kaynağı olmuştur. Tapınak Terasının doğu ucunda, pınar-çeşmesine yakın bir yerde kısmen kazılarak açığa çıkartılmış iki odalı, işlevi bilinmeyen bir yapı var ki, bu da aslında bir çeşme yapısı olabilir. Buradan batıya doğru uzanan Tapınak Terası kuzeyde, aslen MÖ 4. yüzyılda Maussollos tarafından inşa edilmiş ama şimdi gördüğünüz haliyle MS 2. yüzyıla tarihlenen Kuzey Stoa (no. 15) ile sınırlanıyor. Bu stoanın yalnızca cephesi kazılmıştır. Tapınak Terasının güney ve doğu kenarları boyunca da benzer ve çağdaş stoalar vardı ve bunlara ait mimari mermer parçalar hâlâ çevrededir. Bu açık alanın batı ucu boyunca, kaideleri bugün hâlâ yerinde duran heykeller diziliydi; işte MÖ 4. yüzyıla ait Zeus Tapınağı (no. 16) buradaydı. Tapınağın yalnızca temelleri ve mermer basamaklara ait kısımlar ve zemini yerindedir ama sütun tamburları çevre sınırını belirliyor.

  Tapınağın arkasındaki alana doğru ilerleyince önünde dört sütunlu kolonatı bulunan iki odalı Oikoi Binasını (no. 17) ziyaret edebilirsiniz. Burası hazine dairesi olarak hizmet görmüş olabilir. Oikoi Binasının solunda ise ören yerinin en iyi korunmuş yapısı olan Andron A (no. 18) yer alıyor. Aslında 1948’de İsveç kazıları başlayıncaya kadar bu yapının Zeus Tapınağı olduğu sanılıyor ve büyük pencerelere sahip olması nedeniyle de tapınak olarak ünik bir planı bulunduğu düşünülüyordu.

Tapınak Terasının doğudan görünüşü. Önde Kuzey Stoaya ait bir sütun ve bir eksedra; arkada, sütun tamburlarıyla kuşatılmış halde Zeus Tapınağı ile onun da arkasında Andron A görülüyor.

   Yarık kayanın altındaki pınar çeşmesine geri dönüp yamaçtan yukarıya Anıt Mezara (no. 19) gidebilirsiniz. Muhtemelen 4. yüzyılın ikinci yarısında inşa edilen bu yapıdan sonra tepeye tırmanmaya devam ederseniz görkemli Akropolis Kalesi (no. 21) kalıntılarına ulaşırsınız. 11 kuleyle tahkim edilen bu kale de muhtemelen MÖ 4. yüzyılda inşa edilmişti.

Yarıkkaya’nın batıdan görünüşü. Üstündeki çukurlara dikdörtgen biçimli blokların

yerleştiriliyordu çünkü bir dönem kayanın batı yarısı üzerinde küçük bir kule yükseliyordu.

   Turunuzu Antik yarış alanı olan Stadionla (no. 22) tamamlayabilirsiniz. Stadionun batı ucu ile Andron A arası yaklaşık 300 metre kadardır. İsterseniz Tapınak Terasının hemen kuzeyinden batıya doğru uzanan patikada 200 metre kadar ilerledikten sonra güneybatıya doğru düpedüz aşağıya ilerleyen patikaya geçip kesme taş ile inşa edilmiş stadionun batı ucuna gelirsiniz. Ya da stadionun batı ucuna araba yolundan da kolaylıkla ulaşabilirsiniz. Ören yerinin girişinin 300 metre kadar batısında geniş taşlı bir patika ile kuzeye doğru 100 metre kadar tırmandığınızda Stadionun orta kısmına ulaşacaksınız. Stadionun doğu ucu batı ucundan yaklaşık 200 metre mesafededir ama oraya ulaşması bu kadar rahat değildir.

Stadyumun batı ucundaki duvar işçiliği.

Foreword_tr.html