Labraunda

The_layout_of_the_sanctuary_eng.html
 

Kutsal alanın genel yerleşimi

    Kutsal alan oldukça dik bir yamaçta kurulmuştur, dolayısıyla binaların inşa edilebilmesi için önce bir dizi teras inşa edilmesi gerekmiştir. Bugün beş teras vardır ama Arkaik ile Erken Klasik çağlara (MÖ 6.-5. yy) tarihlenen ilk kutsal alan (no. 15’in olduğu yerde), güneyden alçak, poligonal örgülü bir istinat duvarıyla sınırlanan, tapınağın doğusundaki tek bir üst terastan ibaretti. Bu ilk tapınak terasının batı kısmında MÖ 500 civarında (no. 16’nın olduğu yerde), anta duvarları arasında iki sütun bulunan küçük bir tapınak inşa edilmişti. Tarihçi Herodotos’a göre Labraunda kutsal alanı MÖ 5. yüzyılın başlarında “büyük ve ulu çınar ağacı korusuna” sahipti. Bugün bile kutsal alanın çevresinde çınar ağaçları vardır. Tapınak terasının doğusuna doğru 100 metre kadar köy patikasını takip ederseniz çok büyük çınar ağaçları görebilirsiniz.


    4. yüzyıl tapınağı (no. 16) inşa edildiği zaman, Tapınak Terası 10 metre kadar güneye doğru genişletilmiş ve no. 15’in olduğu yerdeki daha önceki istinat duvarı toprak doldurularak örtülmüştür. 4. yüzyılın ortasında kutsal alan bugünkü boyutlarına genişletilmiş ve üstteki tek Tapınak Terasının aşağısına dört teras daha inşa edilmiştir. Karya yöneticisi Hekatomnos’un oğulları, özellikle de Maussollos (372–352) ve kardeşi İdrieus (351–344), bir dizi istinat duvarı ve bugün görülen yapıların çoğunu inşa ettirdi. Yapıların çoğu iki kardeşin girişlerin üzerine koydurduğu ve tanrı Zeus’a ithaf edildiğini yazan büyük yazıtların sayesinde güvenilir bir şekilde tarihlendirilebilmektedir.

    İlk 4. yüzyıl inşaatları istinat duvarlarıydı. No. 13’ün olduğu yerdeki ilk duvar, no. 15’in olduğu yerdeki eski Arkaik duvarın 10 metre güneyine inşa edilerek yeni tapınak (no. 16) için Tapınak Terasını büyüttü. İkinci ve üçüncü istinat duvarları 10 ve 30 metre daha güneyde (no. 11 ve 7’nin olduğu yerlerde) inşa edildi. Bunların, daha alçakta olan terasında Maussollos büyük bir tapınak benzeri yapı inşa ettirdi – ki, bu yapı kurban ziyafetlerinde Karyalı elitlere şölen salonu olarak hizmet verecekti. Bu binaya “erkekler salonu” anlamında andron denmişti ki, bu ad aynı zamanda Antik çağ evlerindeki yemek odaları için de kullanılırdı. Bu, Andron B (no. 7) dediğimiz yapıydı. En üst terasta, eski tapınağın doğusunda Maussollos, tanrıya kesilen kurbanlar sırasında izleyicilerin durabileceği bir stoa (no. 15) inşa ettirdi.

    Maussollos’un küçük kardeşi ve halefi İdrieus, Labraunda’daki inşaat faaliyetlerini Zeus Tapınağını (no. 16) yeniden inşa ettirip büyüterek sürdürdü. İlk tapınak her yönden sütunlarla çevriliydi. Tapınağın arkasında, batıya doğru, Andron A (no. 18) dediğimiz ikinci bir ziyafet salonu ve Oikoi Binası (“odalar”, no. 17) dediğimiz olasılıkla hazine dairesi işlevli, önünde stoası bulunan iki odalı yapıyı da inşa ettirdi. İdrieus, en alt terasta ise mermerden bir giriş binası (Güney Propylon, no. 1) ve onun hemen doğusuna olasılıkla bir çeşme olan Dorik Binayı (no. 2) yaptırdı.

    Yazıtlarla tarihlenemeyen fakat muhtemelen hepsi de aynı inşaat programına dâhil olan diğer binalar arasında ikinci giriş binası (Doğu Propylon, no. 4), giriş alanının kuzeyinde büyük açıklıklara sahip yüksek bir kâgir duvar (no. 6), bu duvarın arkasında ama üst seviyede 45 metre uzunluğunda bir stoa (Doğu Stoa, no. 12) ve de giriş alanından üst teraslara erişimi sağlayan 12 metre genişliğinde törensel merdivenler sayılabilir. Tüm kutsal alanı çevreleyen temenos duvarının da yine aynı dönemde inşa edildiği düşünülüyor. Temenos duvarı Andron A (no. 18)’nın arkasında olduğu gibi bazı yerlerde açıkça görülebiliyor ya da duvarın bloklarının yerleştirilmesi için kayaya açılan yuvalar ile yeri takip edilebiliyor. Temenos duvarı Andron A’nın arkasından kuzeye, kutsal alanın dışında gibi görünen Anıt Mezar (no. 19) yönünde yukarı doğru ilerliyor. Temenos duvarının bir başka bölümü de Doğu Stoanın (no. 12) arkası boyunca aşağıdaki Doğu Propylona (no. 4) doğru uzanıyor. Yamacın yukarısında, tepenin zirvesinde muhtemelen 4. yüzyılın sonlarında on bir kuleli büyük bir kale (no. 21) ve kutsal alanın güneybatısına da kutsal şenlikler sırasında yapılan atletizm yarışmaları için bir stadion (no. 22) inşa edilmişti.

    Hellenistik ve Roma dönemlerinde, yani MÖ 300’den sonra, kutsal alandaki belli başlı inşaat faaliyetleri arasında orta terastaki çeşme yapısı (no. 11), Andron B’nin hemen güneyindeki işlevi bilinmeyen Andron C (no. 8) dediğimiz yapı, Kuzey Stoanın (no. 15) Roma döneminde tamamen yenilenerek tam karşısına iki katlı bir başka stoa (no. 13) inşa edilmesi, biri Andron C’nin güneyinde (no. 9) diğeri ise giriş alanında olup sonradan Bizans Kilisesine (no. 3) dönüştürülerek büyütülen iki Roma hamamı inşa edilmesi sayılabilir.

Kutsal alanın düşey kesiti (U. ve O. Joneborg): güneyden (sol) kuzeye (sağ)

>>The_layout_of_the_sanctuary_eng.htmlshapeimage_3_link_0
The_layout_of_the_sanctuary_eng.html

   Labraunda’daki Zeus kültünün MS 4. yüzyılda sona erdiği kabul ediliyor. Her halükarda bu sitte Hıristiyan dönemi 4. yüzyılın sonunda veya 5. yüzyılın başında başlamış olmalı çünkü iki kapı yapısı arasındaki kilise (no. 3) bu dönemde inşa edilmişe benziyor. Kilisede ele geçen bulgular ışığında kilisenin yaklaşık 200 yıl kadar hizmet verdiğini söyleyebiliyoruz. Kilise inşa edilirken Doğu Hamamının kuzey duvarı, kilisenin güney duvarının batı kısmına dâhil edilmiş, dolayısıyla bu hamamın o dönemde artık kullanımda olmadığı düşünülüyor. Onun yerine Andron B ve Andron C’nin güneyinde yer alan büyük Güney Hamamı (no. 9) kullanılıyordu. Güney Hamamı, 2. veya 3. yüzyıla, hatta daha da sonraya tarihlenebilir. Burası muhtemelen kilise ile aynı dönemde hizmet vermişti çünkü inşasında daha eski yapılardan devşirilen malzeme kullanılmış ve bu dönemde artık Labraunda bir Hıristiyan merkez haline gelmişti.

Foreword_tr.html