Labraunda

Report_2007_eng.html
 

2007 Sezonu

Ön Raporlar

2007 yılı Ekibi

Çalışmalar 25 Haziran - 27 Temmuz arasında 5 hafta sürmüştür.



Katılımcılar : Doç. Dr. Lars Karlsson (Kazı Başkanı), Jesper Blid, MA, Prof. Pontus Hellström, (Uppsala Üniversitesi), Sandra Karlsson, (MA, Göteborg Üniversitesi), arkeoloji öğrencisi Augustus Lersten, mühendis Krister Berggren ve Stefan Thorstensson, (Stockholm). Ayrıca Dr. Olivier Henry, (Bordeaux Üniversitesi, Fransa - Koç Üniversitesi, İstanbul) ve Dr. Kadir Baran, (Muğla Üniversitesi, Türkiye) kazıya katılmışlardır. Bakanlık temsilcisi olarak ise Ankara’dan Nilgün Sinan Şentürk görev almıştır.

2007 yılı çalışmaları 2001 yılında yeniden başlayan arkeoloji çalışmalarından beri en başarılı olanı olmuştur. Bizans kilisesi, tahkimat sistemi, nekropolis ve daha önceden kazılmış materyaller ve restorasyon projeleri olmak üzere tüm alanlarda ilerlemeler kaydedilmiştir. Bu yılki sonuçlar hem etkileyici hem de oldukça önemlidir, savunma kulelerinin tarihlenmesi için veri elde edilmiş, mezarlarda ise altın yapraklar ve diğer önemli buluntular açığa çıkartılmıştır. Kilise apsisindeki su kanalı hakkında daha fazla bilgi edinilmiş ve Jesper Blid tarafından yeni bir Bizans dönemi kilisesi keşfedilmiştir.


Bizans Kilisesi (Jesper Blid)


    Bizans kilisesi Karia’da bilinen örneklerin en erkenlerinden birisidir. 1953 yılında başlayan kilise kazıları henüz tamamlanmamıştır ve kilise
ancak bugün kapsamlı bir şekilde çalışılabilmiştir. Oldukça ilginç bir mimariye sahip olan kilise Suriye etkisi taşımaktadır.



Bizans Kilisesi Planı ve kazı açmaları



    Kilise ve Geç Roma Dönemi çalışmaları Jesper Blid tarafından yürütülmektedir. Kilise apsisi üzerinde çalışmalar bu yıl devam ettirilerek tamamlanmıştır. Amacımız apsis merkezindeki daha önceden kazılmış kanal üzerindeki çalışmalar devam etmekti. Bu nedenle kilisenin arka duvarı gerisinde ve duvar boyunca bir açma (Trench 4) açılmıştır. Kanalın kilise dışında arka kısımda devam edip etmediği görülmek istenmiştir, eğer öyleyse daha önceden mezar olarak düşündüğümüz alanın bir çeşit su kanalı olduğu anlaşılmış olacaktı. Açma 1.5 m derinliğe ulaşmıştır.


    Çalışmamız eski kazı ekibi tarafından 1960 yılında kilisenin doğusundaki toprak dolgu için yapılan teras duvarının kaldırılmasıyla başlamıştır. Açma (Trench 4) tamamlandıktan sonra eksik kısım yeniden tamamlanmıştır. Yüzey toprağı kaldırıldıktan hemen sonra kilise duvarından düşmüş oldukları pozisyonda duran büyük duvar blokları tespit edilmiştir.


Kilisenin yıkılan duvarı ve Açma 4


    Ancak tarihlenebilir veri ele geçmemiştir. Duvar, antik dönemden beri Labraunda’yı periyodik olarak sallayan depremlerden birisi sırasında yıkılmış olmalıdır. Labraunda erken Bizans dönemi sonrasında büyük oranda terkedilmiş olduğu için bu evreden sonraya ait materyal bulmak alışılmadık bir durum olacaktı. Ancak kilisenin tahribat ve terk edilme evresi henüz bilinmemekteydi. Duvar yıkıntısı altında tespit edilen malzeme Roma erken Bizans dönemlerine ait olduğu için kilisenin inşasından hemen sonra yıkılmış olabileceği büyük bir olasılıktır. Devam edecek olan çalışmalar daha detaylı bilgi sağlayabilecektir. Duvar yıkıntısına ait bloklar çizilerek calaskar ile kaldırıldıktan sonra alt seviyelere ulaşılabilmiştir. Kilise doğu duvarı 1 m daha aşağıya takip edildikten sonra 60 cm yüksekliğinde duvar temeline ulaşılmıştır. Kanal bu temel seviyesi içine inşa edilmiştir ve anakaya seviyesine değin kazılmıştır. Kanal 55 cm derinlik ve 40 cm genişliğe sahiptir. Kanal kilse duvarındaki bir açıklık ile daha önceden kilise apsisi içerisinde kazılmış olan kanal ile bağlantılıdır. Kanal düşündüğümüzün aksine düz olarak doğuya devam etmeyip 90 derece güneye dönerek kilise arka duvarı boyunca devam etmektedir. Kazı
1.10 m. boyunca kanalı takip etmiştir. Kanalın dönüş yaptığı bölümde ise dipte çok sayıda cam kırığı ele geçmiştir. Daha önceden kilise apsisi içinde kaidelere ait parçalar ele geçmekle birlikte bu alanda çoğunluğu içki kapları gövdesine ait 156 parça cam ele geçmiştir.


Cam içki kabı parçaları


Cam vazo parçalarının var oluş sebebi bilinmemektedir ve 2005 yılında kilise apsisis içinde açılan 1B açması doğuya doğru genişletilerek kanal karakteri hakkında daha fazla bilgi edinilmek istenmiştir.







    2005 yılı açmasında, kilise apsisi merkezinde yer aldığı için mezar olabileceğini düşündüğümüz bir kanal yapısı açığa çıkmıştı. Genişletilen çalışmalarımız sonrasında sürpriz bir şekilde büyük bir terrakotta künk ağzı açığa çıkartılmıştır.



Apsisin batıdan görünümü



    Bu künk zengin su kaynaklarına sahip Labraunda’da yaygın olan bir forma sahiptir. Doğu-batı doğrultusunda uzanan künk kanala boşalmaktadır. Künk, doğu-batı doğrultulu kilise zemininin mermer döşeme taşı sırasının altına yerleştirilmiştir. Diğer mermer döşeme taşları kuzey-güney doğrultuludur. Çalışmamızda aynı zamanda büyük bir parça kurşun yığıntısı bulduk. Bu buluntu, çeşme için bir izolasyon aracı olarak kullanılmış olabilir. Terrakota kanal kazıldı ve kaldırıldı. Kanal Labraunda’da daha erken örneklerde mevcut olmayan fakat başka yerleşim yerlerinden bilinen geniş bir bakım deliğine sahiptir. Bakım deliği, kanalın yapımının ikinci aşamasında kesilmiş gibi görünmektedir. Boşluk hala geç terrakota çatı kiremidi ile kapanmış durumda idi.


Insitu terrakota künk



    Kanalımız büyük ihtimalle Labraunda’ya buz gibi soğuk su taşıması için açılan bir su kanalı idi ve yüksek ihtimalle hacı, bardağı ile vardığında kutsal su kaynağını açabildiği bir çeşmesi olan Bizans ayazma ile benzerdi. Bu halen İstanbulda Blachernai’de ve Zoodochos Pege kiliselerinde görülebilmektedir. Su kilise nefinin zeminin altından ve apsisin içinden geçerek kutsanmış hale gelir. Soğuk suyu cam kap’tan içmek özel bir histir ve kuşkusuz antik dönem insanları da aynısını düşünüyordu. Ortaya çıkardığımız cam fragmanları sadece 2-4 mm.’lik ölçüleri ile oldukça ince cidarlıdır. Bu içki kapları oldukça narin ve kırılgandılar ki bu kanaldaki varlıkları için bir açıklama getirmektedir. Kaplara ait fragmanların görülen durumu için başka bir açıklama ise bunların kırılmış olduğu ve apsisteki açık su kanalına çeşitli nedenlerden atıldığı yolundadır. Cam fragmanlar daha sonra suyun akışı ile kanalın 90 derecelik dönüşünde takılana kadar taşınmıştır. Burada cam fragmanlar, bizim onları 1600 yıl sonra keşfettiğimiz yer olan zemine gömülmüşlerdi. Kanal içinde, biri imparator Maximianus (M.S. 286-305) tarafından bastırılmış, diğeri kanalın kullanımına yönelik tarihlendirmede öneri niteliğinde bir destek sağlayan Magnesia-ad-Meandrum’dan bir Roma eyalet sikkesi bulunmuştur.



    Mücadelenin sonunda olağan dışı bir mimari yapı ortaya çıkarıldı. Bu yapı dörtgen formdadır ve kesinlikle bir vaftizhanedir. Jesper Blid yapının şu anki durumunun planını ve restorasyon planını hazırlamıştır. Bu yapının eğimli yüzeyinde bir ambo (vaiz kürsüsü)’nün pek çok parçası bulundu. Bu, yüksek olasılıkla vaftizhanenin kiliseye (ambo’nun bulunduğu yere) bitişik olduğunu göstermektedir. Ambo sarmaşık yaprak kıvrımları ile dekore edilmiştir ve tip genellikle M.S. 6. Yüzyıla tarihlendirilir.




Jesper Blid yeni keşfedilmiş Bizans vaftizhanesini fotoğraflarken










Tetragonun mevcut konum planı ve restorasyon planı (Jesper Blid)













Tahkimatlar: Burgaz Kale


    Anadolu kıyılarındaki pek çok kent gibi, Labraunda çok yönlü tahkimatlar ve bağımsız duran kalelerce korunmakta idi. Ancak onların inşa tarihleri bilinmemektedir. Bilim adamları Maussolos devri ve M.Ö. geç 3. Yüzyıl arasına tarihleme girişiminde bulunmuşlardır.


Kale’nin doğudan görünümü


    Problem şudur ki bu tahkimatlardan hiçbirisi doğrudan konteksli buluntularca tarihlenmemiştir. Burgaz kalesindeki çalışmalarımızın tahkimat sistemleri bilgilerimizdeki bu boşluğu dolduracağını ve böylece hem mimari hem de tarihsel anlamda Anadolu ve Hellenistik dünya anlayışlarımıza önemli bir katkı sağlayacağını umut ediyoruz.





    Kazı açmaları kışla olarak kullanılmış - örneğin odalar, görev başındaki askerlerin sahip
olduğu yaşam alanları - olan hisar alanına açılmışlardır.


Böylece büyük beklentilerle, Lars Karlsson ve Augustus Lersten kalenin batı kanadında yer alan üç odayı kazmışlardır. Tarihlenebilir seramiğin yanı sıra askerlerin günlük hayatlarında kullandıkları farklı tipte vazo örnekleri de bulmayı umut ettik. İlk gün, Oda 2’de Attik siyah perdahlı kase dibi bulunuşu ile ödüllendirildik.


Yazıtlı Attik krater tabanı


İç kısım geniş dairesel kısımların eklendiği palmetlerle dekore edilmiştir. Dış kısımda Karia yazıtı bulundu; AZIOM, belki de esere sahip olan askerin (ya da subayın) ismi idi; alternatif olarak belki de kalenin ismi idi. Halikarnassos Maussoleion’undan gelen benzer örnekler ile karşılaştırılmasından sonra dip profili ve dekorasyon, eseri M.Ö. 375-350’e tarihler. Böylelikle tarihleme Maussollos dönemine uymaktadır. Birçok buluntu bu genel tarihlemeyi doğrular (Fig. 20).


Burgaz Kalesi buluntuları


İnce gri kap içindeki kase büyük olasılıkla bir içme kabı idi. 4. yüzyılın ikinci çeyreğine tarihlenmektedir. Üç kulplu (ikisi taşıma kısmında ve biri boşaltma amaçlı olarak boyunda) küçük su sürahisi olan hydria neredeyse tüm durumda bulunmuştur. Form askerlerin su sürahileri olduğu fikrini uyandırmaktadır; deri askılarda taşıması kolay olan modern ordu su şişeleri ile benzer boyuttadır. Bunlara ek olarak, orada muhtemelen şarap için kullanılan daha küçük sürahiler ve su için kullanılan daha geniş sürahilerde vardır. Aynı zamanda hem zeytin yağı hem de un gibi saklanabilen kuru gıda maddesi konulabilen iki geniş kavanoza ait (pithoi) ağız parçaları da bulunmuştur. Günlük kullanım için olan bu vazo tipleri tarihlendirmesi daha zor olan kaba imalat ürünleridir fakat M.Ö. geç 4. – 3. yüzyıllara ait görünmektedirler. Bu tarihleme, Labraunda tahkimatının ilk olarak 4. yüzyılın ortasından M.Ö. 200 dolaylarına doğru kullanıldığı hipotezimize uymaktadır.


    Garip belki ama hiç terrakota çatı kiremidi bulunmadı. Bunun yerine çok sayıda ince şist plakası bulduk. (Fig. 21). Bunlardan iki tanesi yuvarlatılmış köşelere sahip olup İsveç Varmland’daki şist plakası çatılarını andırırlar. Şist plakaları çatı kiremitlerine benzer çünkü Labraunda’nın altında Kargicak köyü civarında şist çok yaygındır. Bu durum, kazı sırasında terakota çatı kiremitlerinin bulunmayışını açıklar. En sonunda, başka bir materyal tarafından mekanik olarak aşındırılmış iki parça sert taş ele geçirildi. Bu iki taş, her şekilde, askerlerin kılıçlarını bilemek için kullandıkları bileği taşlarına benziyordu (Fig. 22).


    Oda 2’nin güneydoğu köşesinde, kömürleşmiş dörtgen 10 X 10 cm. ölçülerinde ve olasılıkla bir yatağı ya da başka bir mobilya parçasını destekleyen bir ahşap dikme bulundu. Kömürleşmiş ahşap karbon 14 tarihlemesine girecektir. Burgaz kalesindeki kazılar beklentilerimizin üzerindeydi. Seramik 4. yüzyıla; belki de daha spesifik olarak yüzyılın ortasına kadar gitmektedir. Seramik buluntuları askerler tarafından günlük hayatlarında kullanılan geniş kapsamlı vazo tipleri içerirler: içme kapları, su belki de şarap için iki sürahi, gıda ürünlerini saklama amaçlı iki pithos. İki geniş Attik şölen krateri bize kalede hayatın her şeye rağmen çok da kötü olmadığını söyledi.



Kaya Mezarlar (Olivier Henry)


    Bu yıl Labraunda’da ki kazı ve araştırmaların yeni bölümü tapınakla ilişkilenen nekropolis’in keşfi ile açıldı. Çalışmalar, doktora tezini 2005 yılında Karia mezarları üzerine gerçekleştiren Oliver Henry tarafından yönetildi. Labraunda nekropolisi çalışmaları yeni değildir; çalışmalar 1949 yılında Paul Åström, tapınak alanı etrafındaki mezarları kayıt altına alırken başlatılmıştır. Bu çalışma hiçbir zaman tamamlanmamış olmasına rağmen, o zaman en az 39 mezar kaydedilmiştir. Araştırma 2005 yılında Lars Karlsson tarafından devam ettirildi.


Mezarları kazan Olivier Henry


Mezar yapılarının tekrar sayımı ile birçoğu Åström’un ilk yüzey araştırmasından bilinen (özellikle Milas’dan Labraundaya giden yol’un 1960’da genişletilmesi ile bazıları tahrip edilmiş gözüken) 52 mezar saptandı. Nekropolisin sayısal ve niteliksel zenginliği olduğu kadar, devam eden modern yol çalışmaları ve yağmacılardan kaynaklanan mezarların tahribatı dikkate alınarak, L. Karlsson nekropolis çalışmalarına öncelik vermeye karar verdi.



Mezar 4’ün görünümü



Üç nokta bu nekropolisi dikkate değer kılmaktadır. Her şeyden önce, bu nekropolis kent kontekstinin aksine, Anadolu’da kutsal alan ile yakınlığı ve özellikle ilişikliği ile bilinen tek erken ( M.Ö. 5. yüzyılın ortasından) nekropolisdir. Ikinci olarak, erken Klasik dönemden başlayan, Geç Roma ve Erken Bizans dönemleri kapsayan period içinde gömme işlemi kesintisizdir. Son olarak, bölgenin çevresinde veya üzerinde modern konutu olmayışı ile iyi korunmuş az sayıda nekropolis’den biridir. Böylelikle Labraunda nekropolisinin geniş ölçüde çalışılması ve Swedish Excavations and Research at Labraunda’nın yeni cildinde (İstanbul’daki İsveç Araştırma Entitüsü tarafından yayınlanan) basılması gerektiğine karar verildi. Basım iki bölüme ayrılacaktır: ilk bölüm eserlerin teknik ve yapısal analizleri (mimari, zanaatçılık, topografi, kronoloji içeren) olacaktır; ikinci bölüm, kültsel aktivite, gömü adetleri ve kutsal alanın mezarlardan gelen kanıtlara dayanan tarihsel gelişimi üzerine tartışma olacaktır.


    Nekropolis başta Milas’dan Labraunda’ya ve Alinda üzerindeki kutsal yolu takip eden geniş bir alana oturmaktadır. İlk mezarlar dağın eteğine ve son yapılanlar kutsal alanının kuzeyinde Alinda ‘ya doğru yol boyunca bir kaç kilometre boyunca yerleştirilmiştir. Nekropolisin kapsamlı bir çalışmasını sunmak için 2007 yılında incelemeler hem sistematik yüzey araştırmaları hem de gömü yapılarının kazılmasını içerdi. Şu anda toplam kaydedilen mezar sayısı 61’dir. Bu yıl 22 mezar kazdık: 18 kaya mezar lahdi, 3 basit kuyu ve bir kaya odası mezarı. Birçoğu yağmalanmış olmasına rağmen (sadece bir mezar dokunulmamış olarak bulundu), topladığımız malzemeler şaşırtıcı bir şekilde bol ve yüksek kalitedendi. Bu malzemeler, kemik parçalarını ve her bölgeden gelen terrakota yanı sıra taş, metal ve cam parçalarını içermektedir.


    Kemikler

Kemikler sayıca çok azdır. Kemik parçaları yalnızca beş mezarda bulundu. Kemik kalıntılarının sınırlı sayısını iki neden açıklayabilir: ilk olarak, tapınağı çeviren arazi bol asitli olan gnays içermektedir. Mezar bir kez soyulmuş ve mezarı, içine giren topraktan koruyacak hiçbir şey olmaksızın açık bırakılmış. Bu gibi durumlarda kemikler parçalanarak dağılmış olabilir. İkinci neden, birçok mezarda gömü adetlerinin hem kremasyon hem de inhumasyon içerdiğini gösteren çömlek parçaları buluntularıdır. Her koşuldaki toplanan tüm kalıntılar, C14 kronoloji analizinin olduğu kadar, Uppsala Üniversitesi’nden Anne Ingvarsson- Sundström tarafından gerçekleştirilecek antropolojik çalışmanın da konusu olacaktır.


    Çömlekçilik ve gömü gelenekleri

İlk seramik çalışmaları nekropolisin M.Ö. 5. yüzyıldan Geç Roma Dönemine kadar olan uzun dönem kullanımını göstermektedir. Zaman süreci hem yeni mezarların sürekli yaratılışını hem de daha eski oların tekrar kullanımını içermektedir. Farklı periyotlardaki gömüler bulundukça, gömme geleneklerinde yaşanan değişim fark edilmektedir; Klasik ve Helenistik dönemdeki inhumasyonun yerini Roma döneminde kremasyon alır.


    Lithik malzeme

Lithik malzeme bu senenin sürprizlerinden biri idi. Beyaz ve sarı yumurta şekilli taşların yanı sıra çok yüksek kalite kaya kristali parçaları da bulunmuştur. Antik dünyada ölü ile birlikte yumurta şekilli taş gömme geleneği bilinmektedir; fakat bu daha çok canlandırmanın bir sembolü olarak İtalya’dadır. Kaya kristali parçaları ile ilgili konuda, lokal gömü adetlerinin olabileceğinden başka bir açıklama yoktur.


   Metal Buluntular

Metal buluntular, olasılıkla kaya oyma kuyu mezar’ın içindeki ahşap tabut için çiviler, bronz sikkeler (birisi M.Ö. 3. yüzyılın Milas üretiminin çok güzel bir örneğidir), 5. yüzyıl gümüş phialenin parçaları ve son olarak da mezarlardan ikisinde (M.Ö. 5. yüzyıldan, diğeri M.Ö. 2. yüzyıldan) ölünün cenaze diademine ait altın yaprakları içermektedir.


Altın’dan gömü çelenkleri



    Cam

Cam fragmanları farklı dönemlere aittirler fakat aynı unguentarium şişe formundan gelmektedirler: en erken camlar 5. Yüzyıl Fenike çok renkli toprak kalıba döküm camlardır; en geç olanlar ise Roma camlarının bazı basit saydam renkli örneklerindendir.



    In situ Buluntular


Mezar 59’dan in sutu unguentarium


    Üç tip malzeme insitu durumda bulundu: (1) Yağmalanmış kaya mezar odasının dokunulmamış dromosunda: adak eşyası olarak oda kapısının karşınına yerleştirilmiş M.Ö. 2. yüzyıl amphoriskos’u; (2) Basit kaya mezarın altında : 4 unguentarium, biri küçük kap biri amphoriskos, hepsi M.Ö. 4. Yüzyıldan (Fig. 26); (3) Son olarak, bozulmamış bir çocuk mezarı buluntusunda; M.Ö. 4. Yüzyıla tarihlenen sykphos. Nekropolis’in bu sene üçte birinden azı çalışılmış olmasına rağmen, sonuçlar teşvik edici olmaktan fazlasıdır. Kazı, sadece mezarların mimarisi ve M.Ö 2.yy ile M.S. 5.yy arasında topolojik gelşimleri hakkında yüklü miktarda bilgi vermekle kalmamış, aynı zamanda gömü gelenekleri hakkında da fikir vermiştir.



Diğer Araştırmalar


    Labraunda’nın Roma Dönemini araştırmalarının bir parçası olarak Güney Hamam temizlendi. Bu hamam yapısı önceki çalışmalarda kısmen kazılmıştır fakat ne üzerine çalışılmış ne de birmimari planı çizilmiştir. Jesper Blid ölçümlerini almış ve yeni bir plan üretmiştir.


Güney Hamam Planı (Jesper Blid)




    Hamam kutsal alanın en alt platformunun güney köşesinde bulunmaktadır. Keskin eğimli arazide korunmasız bir pozisyona maruz kalmış olmalıdır. Böylece hamamın güney duvarı büyük ölçüde çökmüştür, daha ötedeki bölümlerde düşme riski altındadır. Duvar orta bölümünde kendini eğime bırakmıştır. Bu bölüm Labraunda’ ya yüzyıllarca giriş kapısı olarak hizmet vermiş olup, 1960lı yıllarda İsveçli arkeologlarda aynı bölümü kullanmışlardır. Duvardan büyük bir blok ayrılarak şeklini vermiştir. Herhangi bir desteği olmadığından yıkılma tehlikesi de mevcuttur. Bu boşluğu ve diğer bir boşluğu duvarın altında bulunan bloklarla doldurduk. Bu kayalar daha sonra kaldırılıp girişin 5 metre doğusundaki, duvardaki orijinal pozisyonlarına yerleştirildi.








Restorasyon öncesi ve sonrası çıkık bloklar













Güney hamamın güney duvarı sağlam ve tamdır. Temizlik sırasında, Labraunda’nın tarihini açıklayan çanak çömlek ele geçirildi : burada Klasik dönem kandili, kırmızı figürlü krater ağız parçası, Roma terra sigillata seramiği, Orta Çağ (13. yüzyıl) kahverengi sırlı seramik parçası ve sırlı 17/18. yüzyıl İznik/Kütahya sırlı, mavi boyalı parçası. En ilginç buluş, Zeus Labraundos’a ithafı ile küçük mermer sütun parçasıdır.


Güney Hamam buluntuları





    1960’dan beri Milas-Labraunda yolu üzerinde görülebilen kutsal yolun korunmuş kısmı Kadir Baran tarafından çalışıldı, temizlendi ve fotoğraflandı.



Kutsal Yol’un temizlenen kısmı




Batı Stoa’dan gelen seramiğin temizleme ve kayıt çalışması Sandra Karlsson tarafından devam ettirildi. Iki Andron yapısının basımı için Pontus Hellström blokların ölçümlerini ve çizimlerini yaptı.




Restorasyon çalışması ve ölçümler alanın değerini ziyaretçiler için arttırdı







   Andron A.’nın Swedish Academy of Letters, History and Antiquities, tarafından desteklenen restorasyon projesi, Stockholm’den iki mühendis olan Krister Berggren ve Stefan Thorstensso’nun ziyaretleri ile devam ettirildi. Analizleri sonbaharda sunulacaktır. 9 metre yüksekliğindeki yapının güney duvarının, güçlü metal barlarla dışarıdan sıkıştırmak dahil, çeşitli yöntemlerle güçlendirilmesi tartışıldı.



Andron A önünde mühendis Krister Berggren ve Stefan Thorstensson












     Güney hamamın güney duvarı güçlendirildi ve yukarıda belirtildiği gibi, kısmen tekrar inşa edildi. Bunun yanında, üç sütun tamburu tekrar monte edildi. İkisi Andron C’de ve bir sürun da girişteki L yapısında yer alan bu tamburlar 1960’da İsveçlilerce monte edilmişlerdi fakat demek oluyor ki tekrar parçalara ayrılmışlar.




Andron C sütunlarının restorasyonu









    Labranda Derneği şu binalara yerleştirilen yedi yeni bilgi levhası üretti; Batı Stoa, Bizans Kilisesi, Çeşme Yapısı, Mezar yapısı (the Built Tomb) ve son olarak üç levha Akropolis tahkimatına. Ziyaretçileri Akropolis kalesine davet etmek için Labraunda’nın aşağısına gidiş yönünü gösteren okla bir bilgilendirme levhası yerleştirdik. Bir sonraki levha iki kulesiyle kale girişine ve üçüncü levha Akropolis’in tepesinde mancınık burcuna yerleştirildi (Fig. 35). Augustus Lersten Akropolise çıkan ve iyi korunmuş çember duvar boyunca devam eden bir yol düzenledi. Yol özellikle plastikten yapılmış oklarla belirtildi. Bir de marangozumuz vahşi yabandomuzlarının kazı alanına, tahrip edici (izinsiz) kazılarıyla girişini engellemek için alanın girişine ve kuzey çıkışa iki ahşap kapı inşa etti.



Akropolis kalesinin yeni bilgi levhaları








     Son olarak, kazı evimizin alçısı tekrar yapıldı ve Labranda Derneği tarafından ödenen yeni mobilyalar eklendi. Kazı direktörü bu sene gerçekleştirilen çalışmaların başarısında tüm katkısı olan sponsorlara ve katılanlara; aynı zamanda Prof. Lana Troy’a bu yazının İngilizce versiyonu için teşekkür etmeyi borç bilmektedir.





Kazı evinin dahili restorasyonu










    Labraunda’daki İsveç kazıları yeni rehber kitabın konusudur. İlk proje direktörü Profesör Pontus Hellström tarafından yazılmıştır ve en son araştırmaları, birçok planı, yapıların tanımlarını ve Labraunda’nın 19. yüzyılda nasıl keşfedildiği açıklamasını içermektedir. Kitap Türkçe, İngilisçe ve İsveç versiyonları ile basılmaktadır ve İstanbul Ege Yayınlarından sipariş edilebilir, bkn. www.zerobooksonline.com

 

Bu yılki çalışmalar Åke Wiberg’s Foundation, Magn. Bergvall’s Foundation, Gunvor ve Josef Anér’s Foundation, Maggie ve Stefan Lersten ve Labranda Derneği tarafından desteklenmiştir. Andron A restorasyon projesi ise İsveç Kraliyet Akademisi tarafından desteklenmektedir.

>>shapeimage_4_link_0
   SIT ALANI

Nasıl gidilir, neden gezmeli?

Sunuş

Antik Kaynaklarda Labraunda

Labraunda’nın yeniden keşfi

Kazılar

Kutsal alanın genel yerleşimi

Ören yerinde küçük bir gezinti

Kutsal alanın içindeki kalıntılar
Giriş alanı
Andron B ve Andron C terasları ile Doğu Stoa
Tapınak terası

Kutsal alanın dışındaki kalıntılar
Anıt Mezar
Açık hava kült alanı
Akropolis Kalesi
Stadion
Kutsal Yol
Pınar Çeşmeleri
Mezarlar
Diğer Kaleler
Tetraconch Hamamı

Kaynakça
Seyyahlar
Son raporlar
Ön raporlar
Bildiriler, notlar ve diğer calışmaları

Ön kazı raporları
2004
2005
2006
2007
2008


Website HaritasıHow_and_Why_tr.htmlHow_and_Why_tr.htmlIntroduction_tr.htmlAncient_authors_about_labraunda_tr.htmlAncient_authors_about_labraunda_tr.htmlAncient_authors_about_labraunda_tr.htmlRediscovery_of_Labraundra_tr.htmlRediscovery_of_Labraundra_tr.htmlExcavations_tr.htmlThe_layout_of_the_sanctuary_tr.htmlThe_layout_of_the_sanctuary_tr.htmlTour_of_the_ruins_tr.htmlTour_of_the_ruins_tr.htmlEntrance_area_tr.htmlAndron_B_C_Terraces_and_East_stoa_tr.htmlAndron_B_C_Terraces_and_East_stoa_tr.htmlAndron_B_C_Terraces_and_East_stoa_tr.htmlAndron_B_C_Terraces_and_East_stoa_tr.htmlTemple_Terrace_tr.htmlBuilt_tomb_tr.htmlOpen_air_cult_area_tr.htmlOpen_air_cult_area_tr.htmlAkropolis_tr.htmlStadion_tr.htmlSacred_way_tr.htmlSpring_houses_tr.htmlTombs_tr.htmlOther_Fortresses_tr.htmlTetraconch_bath_tr.htmlTetraconch_bath_tr.htmlBibliography_early_travellers_tr.htmlBibliography_final_reports_tr.htmlBibliography_preliminary_reports_tr.htmlBibliography_other_tr.htmlBibliography_other_tr.htmlBibliography_other_tr.htmlReport_2004_tr.htmlReport_2005_tr.htmlReport_2006_tr.htmlReport_2008_tr.htmlshapeimage_5_link_0shapeimage_5_link_1shapeimage_5_link_2shapeimage_5_link_3shapeimage_5_link_4shapeimage_5_link_5shapeimage_5_link_6shapeimage_5_link_7shapeimage_5_link_8shapeimage_5_link_9shapeimage_5_link_10shapeimage_5_link_11shapeimage_5_link_12shapeimage_5_link_13shapeimage_5_link_14shapeimage_5_link_15shapeimage_5_link_16shapeimage_5_link_17shapeimage_5_link_18shapeimage_5_link_19shapeimage_5_link_20shapeimage_5_link_21shapeimage_5_link_22shapeimage_5_link_23shapeimage_5_link_24shapeimage_5_link_25shapeimage_5_link_26shapeimage_5_link_27shapeimage_5_link_28shapeimage_5_link_29shapeimage_5_link_30shapeimage_5_link_31shapeimage_5_link_32shapeimage_5_link_33shapeimage_5_link_34shapeimage_5_link_35shapeimage_5_link_36shapeimage_5_link_37shapeimage_5_link_38shapeimage_5_link_39shapeimage_5_link_40