Labraunda

Excavations_eng.html
 

Kazılar

   

    Uppsala Üniversitesinde klasik arkeoloji profesörü olan Axel W. Persson (1888–1951), Labraunda’da kazılara başlamak için çok özel sebeplere sahipti. Uzun yıllar Yunanistan’da Tunç Çağı örenleri kazan Persson da, meslektaşlarının çoğu gibi, Girit’in hâlâ çözülemeyen Lineer B Tunç Çağı yazısını çözebilmek istiyordu. Antik kaynaklarda Tunç Çağında Girit ile Karya arasında sıkı bağlar olduğu belirtiliyordu ve Labranda yer adı etimolojik açıdan Girit- Knossos’taki sarayın adı olan labyrinthos ile ilişkili görünüyordu. Persson, bazı MÖ 7. yüzyıl Karya yazısı işaretlerinin Girit Tunç çağıyla ilişkili olduğunu düşündüğünden Labraunda’da hem daha eski hem de daha geç Karya yazısında yazıt arşivi bulunabileceğini ve böylece bu metinler sayesinde Lineer B ile Karya yazısı arasında bir bağlantı kurulabileceğini düşünüyordu. Böylesi buluntular ile Girit’in yazı problemi kesin şekilde çözülebilirdi.

1953’te sfenksin bulunuşu

    1960’dan sonra İsveç’te araştırma ve yayın çalışmaları devam etti ancak mimari üzerine yapılan çalışmalar sırasında ören yerindeki kalıntılar üzerinde daha fazla belgeleme çalışması gerektiği görüldü. Dolayısıyla 1979, 1983 ve 1985 yıllarında üç adet belgeleme ve inceleme kampanyası gerçekleştirildi. Bundan sonra bazı önemli binalarda tamamlayıcı kazılar gerçekleştirilmediği takdirde mimarinin tatmin edici bir şekilde yorumlanmasının mümkün olmadığı anlaşıldı. 1987 yılında Türkiye Cumhuriyeti yetkililerince bu rehber kitabın yazarı Prof. Pontus Hellström’e yeni bir kazı izni verildi. Böylece 1988’den 1993’e kadar İstanbul’daki İsveç Araştırma Enstitüsü başkanlığında kazı çalışmaları yürütüldü. Birincil amaç Andron B’nin içini incelemek ve Doğu Stoanın planını çıkarmaktı. Sekiz yıl aradan sonra kazılar 2002’de tekrar başladı. Artık her yıl düzenli şekilde sürdürülen kazılar, 2004 yılından itibaren Uppsala Üniversitesinden Dr. Lars Karlsson başkanlığında gerçekleştirilmektedir. Şu sıralarda Akropolisteki kale ve Bizans Kilisesi ile civardaki 5 diğer kale ve kule, Kutsal Yol, ve çok sayıda çeşme ve kaya mezarını da içeren diğer kalıntılar incelenmektedir. Son yıllarda ören yerinin korunması programı ve Andron A’nın duvarlarının statik analiz çalışmaları başlatıldı. Kutsal alandaki belli başlı noktalara yeni bilgi panoları konuldu ve bir park yeri hazırlandı.

Yeni bilgi panolarından biri, arkasında Yarıkkaya görülüyor.

>>Excavations_eng.htmlshapeimage_3_link_0

1953 sezonu Gösta Säflund’un başkanlığında gerçekleşti. Tapınak Terasının tamamı incelendi; doğu kısmında, olasılıkla erken bir sunak olan kerpiç bir yapı açığa çıkartıldı. Oikoi Binasında yapılan sondaj kazılarında 5 metre derinlikte anakayaya ulaşıldı. Andron C’nin kazısında bu örendeki en önemli heykel buluntusu ele geçti: muhtemelen Andron B’nin çatısından düşmüş olan iyi korunmuş, 1 metre yüksekliğinde mermerden bir sfenks. Bu eser şimdi Bodrum Müzesinde teşhirdedir.

   

    1953 kampanyasından sonra son rapor hazırlanmaya başlandı. Aynı zamanda kazıların sona erdirilmesine ve ören yerinin düzenlenerek Türk mercilerine devredilmesine karar verildi. Böylece 1960 yılında Gothenburg Sanat Müzesi müdürü Alfred Westholm başkanlığında gerçekleştirilen son kampanyada hem ören yeri düzenlendi hem de giriş alanındaki Bizans Kilisesi kazıldı. Andron C’de de kazı yapan Westholm buranın Arkaik çağa değil, Roma İmparatorluk çağına (MS 1. yy) ait olduğunu saptadı. Westholm, kutsal alanın güneybatı kısmındaki Batı Stoayı da temizledi. İki ay süren 1960 kampanyasının sonunda, 27 Ağustosta düzenlenen bir törenle kazı çalışmaları resmen sona erdi ve ören yeri Türk yetkililere devredildi.


Doğaldır ki, 1948’te kazılar toprak üzerinde görünen kalıntılarla başlamak durumundaydı ve kısa sürede bunların MÖ 4. yüzyıl ve sonrasına ait olduğu anlaşıldı. Bazı noktalarda daha erken tarihli çanak çömlek ele geçmesine karşın, ne yazık ki Persson’un umutlarının aksine MÖ 7. yüzyıldan daha eski hiçbir buluntu ele geçmedi. Aslında diğer açılardan bakıldığında buradaki kazılar çok başarılıydı: kazılarda, hem mimari kalıntıları hem de çok sayıdaki Yunanca yazıtlarıyla önem taşıyan, MÖ 4. yüzyıla ait muhteşem bir kutsal alan ortaya çıkmıştı.

      İsveç kazıları 1948’te başladı. İlk kampanya çok başarılıydı. Kazı en üst terasta, o zamanlar Zeus Tapınağı olduğuna inanılan en iyi korunmuş yapıda başladı. Laumonier bu yapıya Tapınak A dedi ve bir alt terastaki aynı plan şemasına sahip diğer yapıya da Tapınak B dedi. Bu iki yapı incelenmeye başlandı ve tapınak olmadıkları anlaşıldı. Yazıtlarda bu yapılara Andron deniyordu, yani kurban şenliklerinde buralarda kutsal yemekler yeniyordu. Dolayısıyla adları Andron A ve Andron B olarak değiştirildi. Andron B, MÖ 377 ile 352 yılları arasında Karya’yı yöneten ve Halikarnassos (Bodrum)’daki ünlü Mausoleum’u inşa ettiren Maussollos tarafından yaptırılmıştı. Andron A ise muhtemelen kardeşi ve halefi İdrieus (hd. MÖ 351–344) tarafından yaptırılmıştı. Andron A’nın hemen kuzeyinde, benzer bir kitabeye sahip başka bir yapının cephesi keşfedildi. Öndeki kolonatın gerisinde kare biçimli iki odaya sahip bu yapıya, yazıtına göre Oikoi, yani “odalar” deniyordu ve yine İdrieus tarafından yaptırılmıştı. Asıl Zeus Tapınağı ise biraz daha sonra Oikoi Binasının doğusunda keşfedildi.

Andron A’nın kuzeydoğudan görünüşü.

Yine bir yazıta göre bu tapınak da İdrieus tarafından yaptırılmıştı. Tapınağın doğusunda, Roma döneminde (MS 2. yy) inşa edilen bir stoanın cephesi kısmen açığa çıkarıldı.


Tapınağın güneyinde yer alan bazı depo odaları incelendi. Bu ilk kazı sezonunda çok sayıda mermer üzerine Yunanca yazıt bulundu ama şüphesiz yılın en sansasyonel küçük buluntusu iki pişmiş toprak tablet parçası üzerindeki Karca yazılardı. Persson’a göre bunlardan birinde hem daha eski hem de daha yeni Karya yazısında metinler bulunuyordu.

Karca yazıtlı pişmiş toprak tablet parçası.


1949 ve 1950 yılı kazı kampanyalarında, Zeus Tapınağının kazısı tamamlandı ve tapınağın doğusundaki Kuzey Stoanın cephesi tamamen temizlendi. Bir alt terastaki Andron B’nin kazılarına devam edildi. Kutsal alanın güneydoğu ucundaki, biri doğuya diğeri de güneye bakan iki giriş yapısı (propylonlar) kazıldı ve Propylon Alanından kutsal alanın iç kısımlarına erişimi sağlayan büyük törensel merdivenler de nerdeyse tamamen açığa çıkartıldı. Karya alfabesinde yazıtı bulunan üçüncü bir pişmiş toprak tablet parçası ele geçti ama buluntular içinde hiçbir şey MÖ 7. yüzyıldan daha eskiye gitmiyordu. Ne var ki, Persson’un MÖ 2. binyıla giden Karca yazıtlı tablet arşivi hayali asla gerçekleşmedi.


  1951 yılında dördüncü sezona hazırlanırken Axel Persson hastalandı ve yola çıkılmasına az bir zaman kala vefat etti. 1949’dan beri kazı ekibinin üyesi olan Stockholm’den arkeoloji ve Eskiçağ tarihi profesörü Gösta Säflund yeni kazı başkanı olarak atandı.

A.W. Persson anısına yerleştirilen tunç plaket (1952).

En üst terasta Oikoi Binasının kazısına devam edildi ve Andron A’da da çalışıldı. Tapınak Terasının ortasında bir istinat duvarı bulundu. Bu duvarın kutsal alanın ilk dönemlerinde, yani MÖ 7. ile 5. yüzyıllar arasında, güney sınırı oluşturduğu düşünüldü. 4. yüzyıl ortasına kadar kutsal alan yalnızca bu terastan ibaret görünüyordu. Bu terasın doğu ucundaki bir yapının bu erken dönem kutsal alanına girişi sağladığı düşünüldü. Alt terasta Andron B’de kazılara devam edildi. Hemen güneyinde benzer plana sahip bir başka yapı bulundu ve ona da Andron C adı verildi. Giriş alanında başka yapılar da kazıldı. Bu sezonun küçük buluntuları arasında Karca yazıtlı iki pişmiş toprak tablet parçası daha sayılabilir.

Oikoi Binası, 1951’de kazı sırasında.

Foreword_tr.html